Suriye namlulularını Deyrezor’a çevirdi

Bir süredir Deyrezor bölgesine çok sayıda birlik sevk eden Suriye Ordusu, önceki gün de takviyelerine devam etti.

Almasdar News’e konuşan bir askeri kaynağa göre, Suriye Ordusu buradaki petrol sahalarının ABD kontrolünde kalmasından endişe ediyor. Kaynak, bu petrol sahalarının Suriye Hükümeti’ne teslim edilmesi için PYD ile temasa geçileceğini belirtiyor. Suriye Ordusu’nun harekâta hazır olduğunu bildiren askeri kaynak, SDG’nin Fırat’ın doğusunda büyük bir çöküşün eşiğinde olduğunu vurguluyor.

SDG’LİLER EL ÖMER’İ BOŞALTIYOR

Suriye Demokratik Güçleri’ne bağlı teröristler, Barış Pınarı Harekâtı’nın başlamasıyla birlikte bölgedeki güçlerini kuzey bölgelere sevketti. Petrol sahalarında küçük bir Amerikan birliğinin bulunduğu belirtiliyor. Suriye Ordusu ise bu bölgeye sevkıyat yaparak petrol sahalarında yeni,den kontrolü sağlamayı hedefliyor.

Suriye’nin en verimli petrol sahalarının yer aldığı bu bölgede 11 önemli petrol yatağı bulunuyor. Deyrizor’u ikiye bölen Fırat Nehri’nin doğusundaki El Ömer, Tanak, Vard, Afra, Kevari, Cafra, Carnuf, Azrak, Kahar, Şueytat ve Galban petrol sahaları, tahmini hesaplamalara göre Suriye’nin enerji kaynaklarının yaklaşık üçte birini oluşturuyor.

SDF, Deir ez Zor’daki El Omar petrol tesislerindeki güçlerinin büyük bir bölümünü Kuzey cephesine sevketti… Petrol bölgesinde küçük bir ABD birliği de bulunuyor….

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK/PYD terör örgütüne yönelik Barış Pınarı Harekâtı’nı başlatmasıyla birlikte, Suriye Ordusu da uzun zamandır hazırlık yaptığı Deyrezor’daki petrol sahaları için namlularını PYD’ye çevirdi.

HASEKE’DE 350 KÜÇÜK KUYU

Öte yandan Suriye Ordusu’nun Münbiç, Kamışlı ve Haseke’ye yönelik harekâ hazırlığı yaptığı da ileri sürüldü. Daha önce Kamışlı’daki ana caddelere giren ve kamu binalarının pek çoğunda kontrolu ele alan Suriye Ordusu, Haseke’ye harekât için de tetikte bekliyor. Suriye’nin kuzeyindeki Haseke’de küçük çapta yaklaşık 350 kuyu bulunuyor. PKK/PYD’nin bu kuyulardan günlük 35 bin varil petrol elde ettiği, örgüt elebaşlarınca ifade ediliyor. PKK/PYD, petrolün varilini, savaş ortamı nedeniyle ortalama petrol fiyatının üstünde satabiliyor. Örgüt böylece, yalnızca Haseke’deki kuyulardan aylık ortalama 70 milyon dolar gelir sağlıyor.

SU KAYNAKLARI İLE TARIM ALANLARI DA BU BÖLGEDE

AA’nın harita alan hesaplamalarına göre, Suriye topraklarının yüzde 23’ünü işgal eden terör örgütü PKK/PYD, ABD’nin askeri desteğiyle ülkenin en büyük üç barajını da ele geçirmiş durumda.

Terör örgütü, Halep’in doğusundaki Tişrin, Rakka’nın batısındaki Tabka ve Baas barajları sayesinde Suriye’nin hidroenerji potansiyelinin yüzde 70’ini kontrol ediyor. Ülkenin kuzeyindeki tarım arazilerinin yüzde 60’ı da terör örgütünün işgali altında. Suriye Hükümeti’nin bu zenginlikleri yeniden kamulaştırmaya, Türkiye’nin de terör örgütünü bölgeden temizlemeye ihtiyacı var. Düşman ortak olunca, iki ülke arasındaki fiili işbirliği de başlamış oluyor.

ERDOĞAN’DAN ŞAM’LA TEMAS AÇIKLAMASI

Dün Sırbistan ziyaretinden dönerken uçak da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Şam’la temasa ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. ABD’nin bölgedeki varlığının gayrımeşru olduğunu, Türkiye’nin ise Adana Mutabakatı çerçevesinde harekâtını gerçekleştirdiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

“Hava sahası meselesine gelince, orada Amerika’nın bir hava sahası yok. Uluslararası hava sahası var. Orası Suriye’ye ait hava sahasıdır. ABD’ye ait olmadığına göre, oradaki tasarruf da rejime aittir. Rejimin davetiyle orada değiller. Biz Adana Mutabakatı’na dayalı olarak oradayız. Adana Mutabakatı’na göre, rejim tarafından PKK’ya karşı tedbir alınmayacak olursa, bizim güçlerimizin onu kovalama hakkı vardır.

‘REJİMLE İLİŞKİ RUSYA ÜZERİNDEN’

Suriye‘de rejimle ilişkilerimizi Rusya üzerinden sürdürüyoruz. Dün Sayın Putin’le bir telefon görüşmem de oldu. 5 celsede bir adım attık. Soçi’de birinci hamleyi yaptık, sonra Ankara, Tahran, tekrar Soçi, tekrar Ankara… Tekrar Tahran olacak. Bütün bunları yaparken bir şeyi tahkim ediyoruz. O da Astana Süreci. Başta İdlib olmak üzere bölgeye yönelik atmamız gereken adımları konuşuyoruz. Suriye’nin hak ve menfaatleri için, Suriye halkı için adımlar atıyoruz. Atılan adımların hepsi buna yöneliktir. Suriye halkının bizim karşımızda olması söz konusu değil. Suriye’de aşiretler bir an önce gelmemizi istiyor, aşiretlerin çok ciddi desteği var.

İSTİHBARAT GÖRÜŞÜYOR

1 milyon insanın öldürüldüğü Suriye’de nasıl olacak da el ele resim vereceğiz. Kılıçdaroğlu, sadece buradaki 3.6 milyon insanı görmüyor mu? Bu mülteciler buraya turistik seyahate gelmediler. Bunların kendi topraklarından kaçmalarına vesile olan insanla nasıl bunları konuşuruz? Ben kendim konuşmam o ayrı mesele. İstihbarat örgütlerimiz birbirleriyle görüşmelerini yapıyorlar. Niye? Bölgenin refahı ve huzura kavuşması için. Ama kalkıp da Esad’ı temize çıkarmak için gayret sarf etmek en az onun kadar büyük bir vebalin altına girmektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir