Türk Ordusu Ticari Bir Ürün Değlidir.

Sevgili Dinleyicilerim.

Bugün sizi  İstanbul seçimlerinden alıp, Türkiye’nin çok daha önemli bir kararına dikkatinizi çekmek istiyorum. Çünkü Türkiye o kadar kötü yönetiliyor ki, her gün yasa yapan veya tek elden emir yazısı ile yasaları ters yüz eden  yargıçların bile  alabora olmasına neden olan süreçlerden geçiyoruz.

Alalacele yapılan yasalar ne yazık ki, 8-10 bin yıllık uygarlığımıza yakışmadığı gibi, amatör bir ülke durumuna düştüğümüzü tescil ediyor. 

Tabi bunun nedeni ulusumuzun nitelikli yasa yapıcıları seçememesi.

Cahil saylavlar sürekli kötü yasalar yapıyor.

Bu yüzden sürekli yaptığı yasayı değiştirmek zorunda kalan acemi bir toplum olduk. Aynı iktidar döneminde sadece Milli Eğitim gibi önemli bir bakanlıkta  bile iktidar aynı olmasına rağmen 6 bakan değişmiş. 16 yılda 15 kez eğitim sistemi değişti.

Bu yöntemle bir ülkede sürdürülebilirlik olabilir mi?

Şimdi bu yaşamsal öneme sahip bir konuyu

kendi bakış açımla enine boyuna yorumlayarak

sizlere sunmak istiyorum.

Televizyonlardan izlediğiniz gibi,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,

Tacikistan gezisi için uçağa girmek üzere geldiği hava alanında

habercilere ve yorumculara çeşitli konularda açıklama yaptı.

Ve ardından habercilerin sorularını yanıtladı.

Bedelli askerlik ücretinin 30 bin lira seviyesinde olmasına yönelik eleştirileri hepiniz biliyorsunuz.

Bu soru önceki akşam Erdoğan’a’ da soruldu.

Erdoğan bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Dersimize çok iyi çalıştık.

Askerlik düzenlemesi ile ilgili iki madde TBMM den geçmiş durumda.

Gerek Milli Savunma Bakanımız

ve gerekse diğer arkadaşlarımızın

bilgilendirmeleri ile bu süreç geçirilecek.

Şimdi;

-30 bin lira fazla oldu– gibi değerlendirmeler var.

–El insaf!

–Bir defa bütün maaşlar buradan ödeniyor.

–Şimdi burada bu askere ödenecek olan bütün harçlıklar

bugüne kadar yapılmayan şeylerdi.

–Bu paralardan bir bölümü bir aileye harçlık olarak gelmiş olacaktır.

–Bunun çok/çok isabetli olduğuna inanıyorum.

……….

sevgili dinleyicilerim şimdi ben Cumhurbaşkanının bu açıklamasından ne anladığımı söyleyeyim.

Varlıklının evladı parayı ödeyip tatil yapsın.

Biz ondan aldığımız para ile sarayın masraflarını karşılayalım.

Öte yandan fakirin evladını cepheye sürerken,

cebine harçlık koyarak kandıralım.

……..

Sizce bunun başka bir açıklaması var mı?

Bu durumda Devlet yoklukta fakirin

varlıkta ise zenginin demiş olmuyor muyuz?

Bu nasıl kabul edilebilir.

……..

Erdoğan’ın bu ifadesi aslında 1994 yılında İstanbul belediye başkanlığı ile başlayan ve 2002 de iktidara gelerek, 2019 da 17 yıla ulaşan iktidarı ve belediye ve devlet yönetiminde toplam 25 yılını tamamlayan bir siyasetçinin başarısızlığının kendi ağzından doğrulanmasından başka bir şey değildir.

Tabi anlayabilenler için…

Seçmeni onun için dünya önderi olduğunu söylüyor.

Bizde zaten uzaydan geldiğini ileri sürmüyoruz.

Dünyadayız ve o ‘da dünyadaki bir ülkenin önderi.

Tüm dünyanın önderi zaten yok.

İki blok var. Batı ve Doğu Bloğu,

Her iki blokta da çatırtılar yükseliyor.

Aralarında birbirlerine meydan okuyup duruyorlar.

Türkiye’nin henüz bu ligde zaten bir yeri yok.

Tüm bu gerçekliğe rağmen AKP seçmeni Erdoğan dünya önderi diye övünç yaşıyor. Bununla kendini avutuyor.

Erdoğan kendisi ise İstanbul’a ihanet ettiklerini,

Sürekli kandırıldıklarını,

Ülkede üretimin bitirdiğini,

Bilgiyi yok ettiklerini,

İslam’ın Helal et’ini, Hristiyan haramcıya kestirdiklerini,

Amerika’nın koruyucu şemsiyesinin altından çıkarken,

ABD ye karşı kendimizi korumak için Rusya’nın kucağına oturduğumuzu,

…. ve aşımızdan işimizden artırdıklarımızla;

Rusya’nın daha iyi silahlar geliştirmesi için bu ülkeye para ödememiz gerektiğini söylüyor.

Tankımız Avusturalya lisansı  öte yandan Bu ülkeler lisanslar geri çektiğinde neler yaşandığını hepimiz biliyoruz.

Savunma Sanayi Başkanlığı’nın Türkiye’nin “tek seferde yaptığı rekor ihracat” diye duyurduğu 1.5 milyar dolar değerindeki 30 ATAK helikopterinin Pakistan’a satışı sözleşmesi, ABD ile gerilen ilişkiler nedeniyle askıdaki yerini koruyor.

Cumhurbaşkanı biberin fiyatını sorana –Bir mermi kaça haberin var mı– diye soruyor.

Hiçbir seçmende;

40 yılda bir PKK yı neden bitiremedik,

Neden Humus kentinde olaylar çıkarılmasına Türkiye destek oldu,

Bu ülkeyi karıştırıp 7 milyona yakın Suriyeliyi neden Türkiye’de beslemek zorunda kaldık?

Suriye’de ne işimiz vardı?

diye sormuyor.

Türk ülkesinde Cumhurbaşkanı seçebilmeleri için,

neden Suriyelilere oy verme hakkı tanındı.

Suriyeli çadırlarında kime oy verildiğini biliyormuyuz.

Sandıklarda diğer partilerin temsilcisi neden yok diye soran yok?

Türklerin önderini Suriyeliler seçiyor,

Bu ne acı.

Halkın ise bu olan bitenden hiçbir haberi yok.

Nihayet Bu kötü yönetimi Cumhurbaşkanı kendi ağzı ile beyan etti de içimiz rahatladı. Çünkü AK partili arkadaşlarımıza bu gerçeği anlatamıyoruz.

Artık biliyoruz ki, Ülkemiz nesi var nesi yok sattı.

Nihayet battı.

Yabancıların bir kuru ekmeğine bile muhtaç hale geldik.

Maaşları bile ödeyecek paramız kalmadığını AKP li seçmen kabul etmese de açıkça söyleyen bir Cumhurbaşkanımız var artık.

Peki Erdoğan bu askerlik düzenlemesi ile ne demeye çalışıyor.

Ben Erdoğan’ın açıklamasını şöyle anladım. 

Ülkeyi batırdım.

Maaşları bile ödeyebilecek para kalmadı.

Elimizde para edecek tek bir ordu kaldı.

Şimdi onun etinden sütünden yararlanmak için çalışıyoruz.

Bu ne anlama geliyor?

Kendi evlatlarını

Amerika’da

İtalya’da 

İngiltere’de

Avusturya’da

Malta da

Almanya’ da uluslararası onaylanmış okullara okutan seçkin kesim,

Böylelikle kendi çocuklarını askerden muaf tutarken, fakir fukara Hasan amca ile Hatice teyzenin geleceğini umudunu bağladığı evlatlarını kuran kurslarında ve mahalle mekteplerinde şehitlik ve gazilik  öyküleri ile işleyip, 20 yaşına cepheye yani ölümün kucağına sürmektir. Varlıklı olanların çocuklarını ise para vererek vatanı için ölmekten kurtarmaktır.

Bunun başka bir adı olamaz.

Bu uygulama; vatanına canını çok görenlerin, para ile yırtmasıdır.

Hatırlayınız. Saddam’ın Cumhuriyet Muhafızları vardı. Irakta O dönemde olmayan Cumhuriyetin muhafızları Amerikan saldırısında tuz gibi dağıldılar.

Halkın ordusu olsalardı, dağılır mı idi.

Bugün Türkiye’de de adı Cumhuriyet gerçekte Monarşik bir yapı var.

Bu yapıya artık Cumhuriyet diyemeyiz.

Şimdi geriye tek seçenek kaldı;

Askerden para ile kaçanların, parasını alıp,

Sarayın ve saltanatın giderlerini fonlamak.

……..

Sevgili dinleyicilerim

Geçen yıl Sudan’ın kuzeydoğusunda, Kızıldeniz kıyısında bir liman kenti olan Sevakin Adası’nı sözde kiralayarak burayı ihya edeceğiz gerekirse askeri üs kuracağız vaadi ile Sudan’dan para sağladığınız biliniyor.

Katar ve Kuveyt teki adımlarınızda bundan farklı değil.

Para ile asker ticareti. fakirin evladı üzerinden zengini korumak.

Cumhuriyet devletinin görevi, ordu ticareti yapmak değil,

Halkı üretime teşvik ederek, katma değer yaratmak ve varlık biriktirmek

Bu varlıkla halka refah sağlayıp, ülkeye huzur getirmektir.

Paralı ordu parayı aldığına hizmet eder.

Türk ordusu ise Türkün bağrından kopup gelen bir gururun ifadesidir.

Vatan için gerekirse canını feda etmek. 

Mensubu olduğu ve gurur duyduğu halkının varlıklarını korur.

Şimdi Binali Yıldırım’ın geçen yıl Askerlik konusunda halkı hazırlamak için yaptığı bir konuşmaya dikkatinizi çekmek isterim.  Yıldırım yaptığı konuşmada  bugün yaşadığımız olayın temelini atıyor.

Ne diyor:

Şu anda yoklamaya tabi olan, yani askerlik çağı gelmiş olanların sayısı 585.210, yoklama kaçağı 570.422

Bakaya 56.947,

Firari 5772.

Askerliğini öğrencilik dışı gerekçelerle erteleyenler. 2.930.279,

Bir de öğrencilik nedeniyle ertelemiş olanlar var.

Onlar da 1.885.438.

Silah altında bulunan er sayısı 360.869.

Ve 2019’da planlanan silah altına alınacak sayı 345.933.

Askerlikle ilişkisi devam eden Toplam 5.448.858 kişi var.

Ancak biz önümüzdeki yıl 345.933 kişiyi askere alabileceğiz.

Bunu 345.933’e böldüğümüz zaman 15.7 yıl ediyor.

Yani buda yaklaşık 16 yıl demektir.

Bunların yaşlarını dondursak bile 16 yıl boyunca askerlik bu vatandaşlarımızın önünde bir engel.

Gerçek bu.

İhtiyacımız ise belli, 350 bin.

Ama birikmiş 5.5 milyon asker adayı var,

Bunu nasıl çözeceğiz?

…….

En zor günlerde bile tartışılmayan bir konu en yüksek seviyede neden dillendiriliyor.

Çünkü ordu bir ticari ürün yapılmak isteniyor.

Halk buna böyle hazırlanıyor.

Ben şunu söylüyorum.

Çeşitli görüşler adı altında Orduyu dağıtmak ülkeyi savunmasız hale getirmektir.

Sizin bu yaptığınız bir süreliğine sarayın harcamalarını karşılayabilir. Ancak sürdürülebilirliği yoktur.

Yaptığınız TSK’nın yıllık ihtiyacı 346 bin diyerek 5.5 milyon asker adayının parasını toplayıp sarayı güvenceye almaktan başka bir şey değildir.

Bu kadar insanın her birinden 30’ar bin lira toplayıp 165 milyar gelir sağlamak. bütçeyi asker ticaretine dayandırmaktır.

TBMM kanımca bu işin altında kalır.

Beklenmedik bir saldırıya uğrar ve bu yüzden zarar görürsek, Meclisin bugünkü üyeleri Askeri yüksek mahkemede orduyu dağıtmaktan suçlanarak hesap vermek zorunda kalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir