‘Yapay Zeka tarımsal üretimi destekleyebilir mi?

Tarımvizyon dergisinde yeralan bir habere göre Tarım alanlarındaki kayıplar tüm hızıyla sürüyor. Tarım, otlak ve yaylak alanları daralırken, tarlacı sayısı da her geçen gün biraz daha azalıyor. Cargill Türkiye ‘1000 Çiftçi, 1000 Bereket’ programı kapsamında Doktar’ın dijital gözlem ve yapay zeka destekli ‘Tarımsal Üretim Yönetim Sistemi’ ile tarımsal üretimdeki kayıpları önlemek üzere 3 yıl süreli bir proje sürdürülüyor. 12 hektar alanda sürdürülen program kapsamında yeralan tarlalar ‘an be an’ uydu yardımıyla izleniyor ve sorunlara anında müdahale ediliyor. 

KONYA- Türkiye gıda fiyatlarındaki artışın neden olduğu enflasyonu önleyemiyor. Enflasyonu durdurabilmek için kurulan tanzim satış yerleri daha sorunu çözmeye yetmedi. Çünkü gıda arzındaki yetersizlik üretim maliyetlerinin yüksekliğinden kaynaklanıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verileri aslında problemin kaynaklarına ilişkin önemli bilgiler sağlıyor. Buna göre Türkiye’de çiftçi sayısı son 10 yılda yüzde 38 azaldı. Tarım alanları da son 15 senede yüzde 12 düştü. Sebze bahçeleri alanı ise aynı dönemde yüzde 15 küçüldü.

SGK verileri kayıtlı çiftçi sayısının her yıl giderek nasıl azaldığını ortaya koyuyor. Özellikle son 8 yılda düzenli ve ciddi bir düşüş söz konusu. 2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı 2018’de 697 bine kadar düştü. Bu veriler, kayıtlı çiftçi sayısında 2008’den bu yana 430 bin azalma anlamına geliyor. Bu da yüzde 38 düşüşe karşılık geliyor. Düşünün özellikle 2011’den sonra hızlandığı görülüyor.

TÜK verilerine göre tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı ise 2002’de 7 milyon 458 bin kişiyken, 2018 Şubat ayı itibariyle 4 milyon 983 bin kişiye geriledi. Bu da son 16 yılda 2 milyon 475 bin daha az tarım çalışanı anlamına geliyor. Tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısının yüzde 33 azaldığı ortaya çıkıyor.

Sebze alanları da azaldı

İkinci önemli gösterge ise tarım alanlarının azalması. 2002’de 26 milyon 579 bin hektar olan tarım arazisi 2017’de 23 milyon 379 bin hektara kadar düştü. Buna göre tarım alanları 15 senede yüzde 12 azaldı.

Son dönemde özellikle sebze fiyatları arttığından sebze bahçeleri alanına bakıldığında da düşüş açık şekilde görülüyor. 2002’de 930 bin hektar olan sebze bahçeleri alanı 2017’de 798 bine hektara kadar düştü. Bu dönemde düşüş oranı yüzde 15 olarak gerçekleşti.

Tarımdaki bu düşüş aslında ekonomiyi doğrudan sarsıyor. Çünkü üretmeyen ekonomiler er veya geç batıyor. Türkiye ekonomisi de son 20 yıl içinde aşama/aşama üretimde gerileme eğilimine girerek üretmeyen ekonomiler sınıfına geciş yaptı.

Türkiye hükümetin uyguladığı yap işlet devret veya yabancı yatırımcı çekme programı sayesinde üreten değil tüketen ekonomiler arasında yerini aldı. Son 17 yılda hiçbir üretim yatırımı yok gibi, hükümetin sıcak para kaynağı varlıkların yabancılara satışından elde edilen gelir. Bu tercih Yapı ortaklıklarının stok yapacak seviyede konut üretmesine ve ürettiği konutları yabancılara satarak ekonominin ihtiyacı olan dövizi sağlamasına dayandırıldı.

Bu uygulama bir anlamda kendi semerini yemek gibi bir şey. Yavaşlayan ekonomik büyüme, artan işsizlik, yüksek seyreden faizler ve kurlar, artan enflasyon bu sorunların başında geliyor. Yap işlet devret biçiminde getirilen yabancı kaynaklı sermaye ise yatırımlar bittiği için artık ekonomiyi içten kemiren ve tüketen birer kemirgene dönüştü.

Türkiye’de gıda fiyatlarında yaşanan artışın nedenlerini doğru tespit etmek gerekir. Türkiye gibi tarımda kendi kendine yetme potansiyeli olan bir ülkede tarım ürünlerinin “denetimli” satışa sunulması, uygulanan tarım politikalarının yanlışlığını gösterir. Dünyanın hemen her ülkesinde çiftçileri destekleyen politikalara önem verilmektedir. Türkiye’nin de bir an önce çiftçilerin üretim maliyetini düşürecek, örneğin dizelden alınan verginin kaldırılması, gübrenin desteklenmesi gibi, önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekir. Aksi takdirde tarım bölgelerinde yaşayanların üretime olan ilgisizlikleri artmaya devam edecektir. Çünkü tarımdan elde ettikleri gelir çiftçilerin geçinmesine yetmediği için pek çok ailenin tarım dışı istihdama yönelmesi sonucunu doğruyor. Bu nedenle tarımla uğraşanların hayatlarını idame ettirebilmelerine yetecek bir geliri tarımdan elde etmelerine olanak verecek politikalar devreye sokulmalıdır.

Ne üzücüdür ki tarım politikası konusu sadece gıda ürünlerinin fiyatlarının yükseldiği dönemde gündeme geliyor. Diğer zamanlarda pek konuşulmuyor.

Örneğin, 9 Aralık 2018 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurul’unda “Köylü Hakları ve Kırsal Alanlarda Çalışan Diğer Kişiler Bildirisi” kabul edildi. Bu bildiride “… köylülerin ve kırsal toplulukların toprağa, tohumlara, suya ve diğer doğal kaynaklara erişiminin garanti edilmesi” talep edilmiştir. Türkiye bu bildiriye kabul oyu vermedi, çekimser kaldı. Çiftçilerin korunmasını temel alan bir bildiriye çekimser kalınması Türkiye’de haber bile olmadı, hemen hiç konuşulmadı. Oysa bu oylama bile iktidarın tarıma nasıl yaklaştığının bir göstergesidir.

Düzenleme satışta değil üretimde yapılması gerekiyor. Hükümet ise üretimi düzenleyemediği için satışı düzenlemeye çalışıyor. Düzenlenmesi gereken tezgahlarındaki meyve sebzeler değil ülkenin tarım politikası olmalıdır. Çünkü tarım endüstrilerin temelidir. Tarımı çözemeyenin diğer endüstrilerin sürdürülebilirliğini çözümlemesine olanak yoktur.

Türkiye’nin kitlesel sorununa hükümet el atmadığı için şirketler ve üreticiler kendi güçleri oranında çözüm arıyor. Özellikle tarımsal üretimin yapay zeka ile kontrollü yönetimi ve en yüksek verimin alınabilmesine odaklanmış çeşitli özel şirketler var. Bunlardan biride DOKTAR Sınırlı Tarım Ortaklığı.

Ortaklığın merkezi İzmir’de uzun süre uluslararası yönetim danışmanlığı firmalarında üst düzey yöneticilik yapmış ve Türkiye’nin önde genel firmalarının sayısal veri takibi altyapısını kurmuş ve yönetmiş Mehmet Selim Uçer ve Tanzer Bülent Bilgen tarafından 2012 yılında kurulmuş.

İstanbul ve İzmir’de iki ayrı ofisi ile yine İstanbul’da donanım üretimi yapan üretimevi var. Birden fazla disiplin içeren çalışma alanlarında tarım mühendisi harita mühendisi, yazılım mühendisi, elektronik mühendis ve veri yorumcularından oluşan 35 personel ile çalışıyor.

Doktar Sınırlı Ortaklığı, Türkiye genelinde 100 bin hektardan fazla bir alanı dijital teknoloji ile takip ediyor. Bu programa ‘Tarımsal Üretim Yönetim Sistemi’ adını vermişler.

Doktar’ın Tarımvizyon Dergisi’ne sunduğu bilgilere göre ürettiği izleme modelleri Türkiye dışında 5 ayrı ülkede de alıcı bulmuş durumda.

Doktar, Tarımsal Üretim Yönetim Sistemi kapsamında kendisi ile anlaşma yapan tarlacılara Uydu üzerinden dijital alıcılar ve vericiler kullanarak gözlem yapıyor ve daha iyi verim için izlem oluşturuyor.

Doktar kendisi ile anlaşan tarlacılara öncelikle tarımsal üretim yapılan alandaki toprağın analizini yaparak hizmete başlıyor. Toprak analizini dijital teknikle çalışan ve sayısal veri sunan bir makine ile sağlıyor. ‘Tarımsal Üretim Yönetim Sistemi’ iki farklı katmanı içeriyor. Bunlardan birincisi veri toplama teknolojileri. Bu kategorideki teknolojiler nesnelerin internet ile çalışan çeşitli duyargaçlar, uydu ve hava aracı görüntülerini, radar tarama bilgilerini, ışık yansımalarını, testleri ve elde edilen bilgilerin harmanlanarak analizleri içeriyor.

İkinci katman ise elde edilen verilerin bilimsel temelde ele alınıp, yapay zeka yardımı ve algı ritmi hesaplamaları kullanılarak yorumlanması ve o anki koşullara göre amaca uygun, en doğru kararın verilmesi.

Doktar’ın Kıdemli Tarım Doktoru, Tarım Mühendisi Dr. Nihat Mıdıkoğlu sunulan hizmeti şöyle açıklıyor. ‘Biz uçtan uca hizmet veriyoruz. Yani hem yerli teknolojiyi üretiyoruz, hem teknolojiden gelen verileri tarımsal algıları takip ederek 7/24 uzmanlık seviyesinde tarımsal bilgi sunarak doğrudan uyarılarla ve yönlendirmelerle olumlu etkiye dönüştürüyoruz,

Burada önemli bir nokta akıllı tarım uygulamalarının ayrı/ayrı istenen faydayı vermemesi, çünkü asıl değer birleştirilmiş büyük veriden geliyor. Farklı çözümlerin birbirinden bağımsız ve tekil hizmet olarak kattığı değer sınırlı kalıyor. Farklı kaynaklardan (traktör, uydu, toprak ve hava duyargaçları, vb…) gelen verileri birleştirerek bütünsel analiz yaparak tarımsal üretimi ara vermeden takip ediyoruz. Bu konunun iyi anlaşılması için tüm bu yaptıklarımızın özeti şudur:

Bir tarlacı bizim rehberliğimizde yürümeye kara verdiğinde ilk işimiz üretim yapılacak alandaki toprak yapısını incelemekle başlıyoruz. Sahadan toprağın ve hava koşullarının duyargaçlar aracılığı ile ölçülüp, bu ölçümlerin bitki gelişimi için anlamını, sulama ihtiyacını ya da bir hastalık oluşumu için oluşturduğu riski değerlendiriyoruz. Ardından sürekli izleme ve değerlendirme için duyargaç istasyonu ve buna bağlı diğer malzeme ve aksesuarları üreterek birbiri ile bağlayarak bir sisteme dönüştürüyoruz.

Ayrıca yine toprak ve bitkinin uydular aracılığı ile takip edilip görüntü işleme ile bitki türünün, veriminin ve sağlığının anlaşılmasını sağlıyoruz. Yine toprak içerisinde makro ve mikro elementleri yakın kızılötesi ışık okuması tekniği ile 5 dakika içinde analiz edip bitkiye özel gübreleme programını oluşturuyoruz. Bu işlem doğrudan tarlada yapılarak sonuç bir hizmet olarak tarlacıya hemen veriliyor.  Son olarak tüm bu verileri tek bir merkezde toplayıp büyük veri analizi ve makine öğrenmesi ile işleyerek bilgi üretiyoruz. Bu bilgiyi kullanarak süreç yönetimini başlatıyoruz.

Tüm bu duyargaç, teknik anlamda iş modellemesi, görüntülerin işlenmesi ve makine öğrenmesi algı ritmi ile yorumlanarak her koşulda en doğru yetiştiricilik kararını veren geleneksel yöntemle üretim yapanlarla kıyaslandığında Süper tarlacı olarak tanımlanabilecek bir yapay zeka başarısı ortaya çıkıyor. Biz bu sisteme ‘Tarımsal Üretim Yönetim Sistemi’ diyoruz”

Doktar’ın Kıdemli Tarım Doktoru, Tarım Mühendisi Dr. Nihat Mıdıkoğlu’nun verdiği bilgilere göre Doktar Tarım Ortaklığı’nın şu sıralarda üzerinde çalıştığı önemli projelerden biri de Küresel CargıllIn Türkiye operasyonları yönetimi ile ortaklaşa geliştirdikleri ‘Cargill 1000 Çiftçi, 1000 Bereket Programı’ adı ile uygulamaya konulan proje.

Dr. Mıdıkoğlu bu program hakkında şunleri söyledi: Cargill 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı’nı 2018 sonbaharında Cargill’le birlikte tasarladık. Programı tasarlarken yine 2018 yılında 3100 çiftçiyle Türkiye genelinde yaptığımız Çiftçinin Nabzı Araştırması’ndaki 3 temel bulgudan yola çıktık. Bu bulgular, çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini işletme gibi yönetmedikleri, birlikte hareket etmedikleri ve tarım teknolojileri konusunda gelişime açık oldukları yönündeydi.

1000 Çiftçi, 1000 Bereket Programı’nda bu 3 temel soruna odaklandık.
Çiftçilerin, profesyonel yönetici profilini benimsemeleri için Finansal Okur Yazarlık Eğitimi verdik, sezon başında hep beraber ilgili sezonda yetiştirecekleri ürünlerin bütçelerini hazırladık. Çiftçilerin birbirleriyle ilişkilerini pekiştirmek için ilçeler özelinde WhatsApp Grupları kurduk. Tarım teknolojilerini çiftçilerin tarlalarına götürdük. 1310 tarlanın dijital toprak analizini yaparak tarlaya özel gübreleme programları hazırladık. Tarım duyargaçları aracılığı ile 40 bin saat süreli veri topladık. Hem mantar kaynaklı hastalık risklerini paylaştık, hem de sulama programlarını oluşturduk. Günlük uydu görüntüleri aracılığı ile tarladaki sorunları gecikmeden tespit ettik, erken müdahalelerle sorunları henüz ortaya çıkarken çözdük. Tüm bu çalışmalar sonucunda tarlacıların gelirlerini artırdık. Programla amacımız Türkiye’ye örnek olacak bir tarlacı gelişim modeli ortaya koymak. Bu hedefe ulaşmak için programı 3 yıl olarak tasarladık.

Öte yandan Cargill 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı’na katılan çiftçilerden biri de Adem Ocak, Ocak bir psikolog, ancak okuldan mezun olduğunda insanların psikolojileri ile ilgilenmek yerine bitkilerin psikolojilerine yönelmiş; Çumra’daki 120 dekar yani 12 hektar alanda mısır üretiyor.

Çumra, Konya iline bağlı Konya Ovası’nda yer alan bir ilçe ve bu ilçeyi çevreleyen köyleri ile tarımsal üretimde söz sahibi. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1.020 metre Hava durumu: 20 °C, Rüzgar yönü Doğu, Rüzgar hızı: 5 km/s, Nem: %32, Tarlaya yaptığımız ziyarette Cargıll’ın 1000 çiftçi 1000 bereket programına nasıl katıldığını sorduk, Ocak’ın verdiği bilgilere göre kendisini tesadüfi örnekleme yöntemi ile doğrudan Doktar Tarım Ortaklığından bir uzman aramış ve bu programa katılmaya davet etmiş. Teknik kullanımının yararları olacağından emin olduğundan hemen evet demiş ve o andan itibaren tarlasını Doktar Ortaklığının uzman ekibine açmış; burada her şey ‘an be an’ izleniyor ve ters giden bir şeyler olduğunda veya tedbir alınması gerektiğinde gece gündüz demeden hemen soruna müdahale ediliyor. 3 yıl sürecek bu uygulamanın sonuçları bizlere tarımsal üretim için yeni bilgiler sunacak.

Tüm bu çalışmaların hiç kuşkusuz birde finansmanı var
ve bu finansmanı ‘Cargill Türkiye’ sağlıyor

Cargill 1000 Çiftçi 1000 Bereket Programı ilk yılında Mersin, Adana, Konya, Karaman, İzmir, Manisa olmak üzere toplam 6 ilde mısır tarımı yapan 1000’i aşkın çiftçiye ulaşmayı hedefledi ve yoğun talep sonucunda 1200 çiftçiyi programa dahil etti.

Cargıl Türkiye’den verilen bilgilere göre Programın ilk etabında Tarsus, Ceyhan, Seyhan, Karapınar, Ereğli, Karaman, Çumra ve Tire’de bir araya gelinen tarlacılara verim artırıcı uygulamalar anlatılmış ve finansal okuryazarlık eğitimi verilmiş

Cargill hasat zamanı öncesinde ikinci etap tarlacı buluşmalarına başlamış

Tarlacılarla yapılan toplantılara Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanları ve İSG alanında uzman bilimcilerde de katıldı. Mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının oluşturulmasına katkı sunma hedefiyle kapsamı genişletilen program çerçevesinde çiftçilere İSG eğitimleri verilmiş

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, 2017 yılında tarım iş kesiminde 155.619 çalışandan 2.761 kişi iş kazası geçirmiş. Ölümlü iş kazaları analiz edildiğinde kazaların yaklaşık %32’sinin trafik kazası, %13’ünün traktör ve tarım makineleri gibi iş ekipmanları kaynaklı kazalar olduğu, %10’unun ise düşme sonucu gerçekleştiği görülmüş.

Cargill, gerekli önlemler alındığında iş kazalarının %98’inin, meslek hastalıklarının ise %100’ünün önlenebildiği savı ile tarımsal üretim iş kesiminde iş sağlığı ve güvenliği farkındalığının artırılmasını önemsediğini ifade ediyor.

Program Kapsamında Tarımsal Verimliliği Geliştirmek İçin Kullanılan Teknolojiler

Dijital toprak analizi:
Bize sunulan bilgilere göre ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ kapsamında 22 Tarım mühendisi görev alıyor. Tarım mühendisleri sahaya inerek her bir tarlada ekim öncesinde, dijital toprak analiz cihazı ile toprak analizi yaparak çiftçilerin ekimden hasada kadar geçen sürede hem bilgiye dayalı kararlar almalarına önayak oluyor hem de çiftçilerin karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor.

Dijital toprak analizi, insan hatasına açık olan geleneksel toprak analizine göre önemli avantajlara sahip. Geleneksel analizinde, tarladan toprak numunesi alımından analiz raporunun çıkışına kadar geçen süre 2-3 haftayı buluyor. Toprak numunesinin nakledilmesi de dahil olmak üzere geleneksel bir analizinin çiftçiye belirli bir maliyeti oluyor. Program kapsamında ‘Makine Öğrenmesine Dayalı Dijital Toprak Analizi’ ile çiftçiyle 10 dakikadan kısa bir sürede güvenilir analiz sonuçları ücretsiz olarak paylaşılıyor.

SMS ile mobil bilgi desteği:
Dijital toprak analizi sonrasında çiftçilere SMS ile ekimden hasat’a kadar; doğru gübreleme, verimli sulama yönetimleri ve hastalıklarla mücadele konusunda özel yetiştiricilik önerileri sunuluyor.

Çiftlik muhasebesi:
Program kapsamında çiftçilere, ‘Çiftlik Yönetim Sistemi’ internet ağı ile tarla kayıtları tutarak tarlalarını bir işletme gibi yönetme olanağı sunuluyor. Tarla Yönetim Sistemi sayesinde tarlacılar, tarla bazında yaptıkları etkinlikleri ve bu etkinlikler ile ilgili maliyetleri kayıt altına alabiliyor.

Teknik destek hattı:
Cargill tarlacılara sunduğu rehberliğin yanı sıra onlara özel bir teknik destek hattı oluşturmuş, 1000 Çiftçi, 1000 Bereket Danışma Hattı (444 5 175) numaradan herkesin ulaşabileceği bir konumda. Böylelikle tarlacılar, yalnızca bir telefonla uzman tarım mühendislerine ulaşarak her türlü tarımsal sorunu bildirip, bilgi alıp sorunu kavrayabiliyor.

Uydu görüntüleri ve iklim duyargaçlarından gelen verilerine dayalı karar alma olanağı: ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ programı kapsamında belirlenen önder tarlacıların tarlalarına, kurulan İklim Duyargaç İstasyonları ile sıcaklık, nem ve ışıkölçer ile ışığın yakın kızılötesi yoğunluğu gibi değişkenler kaydedilebiliyor.

Uydular aracılığı ile toprak, hava ve bitki gelişimi düzenli olarak takip ediliyor. Bu kapsamda, çiftçilere uydu görüntüleri ve iklim duyargaçlarından gelen verilere dayalı olarak karar alabilmeleri için destek olunuyor.

Bilindiği gibi mısır denetlenmesi kolay olmayan bir bitki. Halbuki gözlem uyduları üstlerindeki iklim duyargaçları ile tarım alanlarından yansıyan mavi, yeşil, kırmızı gibi görünen ve yakın kızılötesi, kızılötesi gibi görünmeyen tüm ışığı saptayabiliyor. Bu sayede tarladaki bitkilerin klorofil yoğunluğu hesaplanıyor ve örneğin klorofil yoğunluğu az ise tarlada az gelişmiş bölgeler tespit ediliyor.

Tarlaların Sulama Yönetimi:
Ülkemizde toprak nemine bakmadan bitkinin ihtiyacından fazla yapılan sulama, bitkiyi strese sokup gelişimini yavaşlatmakta, toprakta tuzlanmaya ve enerjinin boşa harcanmasına neden olmaktadır. Cargill, program dahilinde belirlenen önder tarlacıların tarlalarına hava ve toprak duyargaçları yerleştiriyor ve böylelikle tarlalarına özel sulama programları oluşturuyor.

Finansal okuryazarlık:
Ülkemizde çiftçinin toprağına bir işletme bakış açısıyla bakabilmesi önemli bir ihtiyaç. Bu kapsamda, Cargill ‘finansal okur-yazarlık’ konusunu da program dahilinde ele alıyor.
Bu ihtiyacı karşılayabilmek için Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) ile işbirliği yaparak çiftçilere finansal okuryazarlık eğitimleri vermeye başlayan Cargill, çiftçinin teknolojiyi tarım ile birleştirerek toprağından yüksek verim almasının yanı sıra, konuya daha bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşarak iş yönetimi yapabilmesine de destek oluyor.

Ekonomik ve sosyal etki ölçümlemesi:
Programın ekonomik ve sosyal etki ölçümlemesi bağımsız bir kuruluş olan Ernst & Young tarafından raporlanarak sezon sonunda kamuoyu ile paylaşılacak.

Dr.Ediz Aksoy Cargill Gıda Ortadoğu, Türkiye ve Kuzey Afrika organizasyonu, Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Kurumsal İlişkiler Yönetmeni.

Cargıll’ın Çumra’daki sunumuna Dr. Ediz Aksoy başkanlık yaptı.

Dr.Ediz Aksoy Cargill Gıda Ortadoğu, Türkiye ve Kuzey Afrika organizasyonunda Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Kurumsal İlişkiler Yönetmeni. Türkiye’de başka bazı sivil toplum örgütlerinin yönetim kurullarında etkin görevlerde bulunmuş. Son iki yıldır de TÜGİS Yönetim Kurulu’nda etkin çalışıyor.

Çumra da program hakkında açıklamalar yapan Dr Aksoy, Cargill Türkiye olarak 2019 üretim sezonundan itibaren başlatılan ve üç sezona yayılması planlanan ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ programı ile Türkiye’de mısır ekimiyle geçimini sağlayan 1000’i aşkın tarlacıya doğrudan dokunarak, sürdürülebilir katkı sağlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Dr. Aksoy devamla şunları söyledi:

Türkiye’de sürdürdüğümüz ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ projesi tarımda geniş kapsamlı, uzun süreçli bir sosyal ve dijital dönüşüm programıdır. 1000 Çiftçi 1000 Bereket’ programı için geniş bir kitleyi doğrudan etkilemesi ve bölgesel yayılım açısından, şimdiye kadar gerçekleştirilen en kapsamlı dönüşüm programı denilebilir.

Cargill ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ programıyla çiftçilere eğitimler sağlıyor ve ürüne özel danışmanlık desteği veriyor. Programla tarımda dijitalleşmenin yaygınlaşması, çiftçilerin teknolojiyle tarımı birleştirerek daha yüksek verim alması ve daha etkin iş yönetimi yapabilmesi hedefleniyor. Programa uygun üretim yapıldığı takdirde verimliliğin %12 civarında artış göstermesi bekleniyor.

Cargill’in amacı bu sayede ülke ve çiftçi refahının artmasına katkıda bulunmak. Bu doğrultuda en önemli amaçlardan bir tanesi de Türkiye’de tarımda 2017 yılında 51,8 milyar ABD Doları olarak gerçekleşen tarımsal hasılanın 2023 yılında 150 milyar ABD doları olması hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalara katkıda bulunmak.

Programın hayata geçirilmesinde Cargill’e paydaş olarak; Doktar, FODER ve EY–Ernst Young destek veriyor. Cargill, iş sağlığı ve güvenliği alanında ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tarım Fakültesi Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği Bölümü’nde bilimsel çalışmalarına devam eden Doç. Dr. Yeşim Benal Öztekin’in desteğini alıyor.

Rasim Aydın‘ın haberi
info@rasimaydin.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir